11 Ekim 2015 Pazar

Cinle evlenemem



Genç hafız , bu evliliğin olamayacağını biliyordu , ama önce cin kızına bunu ikna etmesi gerekirdi yoksa , ona musallat olacaktı .Köyüne gitmiş , gerçekten de bir oğlu olmuş , evinde bayram şenliği vardı . Bu sevinç böyle giderken , gece ahırdan bir ses geldi, gitti baktı ki , yerde bir yılan kıvranıyor , atta ondan korkmuş , kişniyordu . Hayvanı sakinleştirirken , yılan ortadan kayboldu ve yanına cin kızı gelmişti ."Neden gelmedin , seni beklemekten uykularım kaçtı " dedi cin kız, genç hafız endişeliydi ."Gelemedim işlerim çok , ama iyi ki sen geldin güzel kız " deyince cin kızı o kadar sevindi ki,  yüzündeki kızgınlık gitmiş , bir o kadar daha güzelleşmişti. Cin kızı samanlığın yanında ki balyaya oturdu . " Babam dan izin aldım , o da merak etti seni , geldim ki sen karınla ve çocuğunla mutlusun , beni unuttun sandım" bir an gözlerinden sanki şimşek çakmış gibiydi , Hafız işim çok zor diye düşündü ."Adın ne senin güzel?" cin kızı bütün güzelliği ile edilen iltifata karşı yumşamış , " Ay ışığı " dedi.. Genç hafız kıza "Ben müslümanım , evli olmadığın kadınla yanlız başına duramazsın Ay ışığı ." "Senden isteğim var , bura da oğlum ve karımla beraber yaşayacaksın evlenince . Onları korkutmadan ve haberleri olmadan yaşayacaksın " Benim yaşam tarzımı öğrenmen lazım , önce bak öğren sonra kararını verirsin , eğer aileme zarar verirsen , sana küserim , seni sevmem , anladın mı ?Ay ışığı , ona şöyle bir baktı , evet doğru söylüyordu . İkisi de bambaşka boyutlarda yaşayan varlıklardı. Gece onlar hayatı yaşarlarken gündüz onlar yaşıyordu . 
"Ay ışığı , ben insanım , sana her istediğini veremem , sana zarar vermekten korkuyorum , o kadar güzelsin ki , bakmaya doyum olmuyorsun ama seni tanımam lazım , ikimizin iyiliği için ."Hafız zaman kazanmaya çalışıyordu , bu işten kurtulması gerekiyordu .

7 Ekim 2015 Çarşamba

Mahkemede isin ne?

Hafız hem korku hemde , merakla adamların götürdüğü yere gitmeye başladı . Bir sis bulutu sarmıştı etrafı , nereye gittiklerini bile anlayamadı , halbuki buraları avucunun içi gibi bilirdi . Terlemeye başladı , bu iş hiç tekin değildi , okumaya başladı , sessizce . Adamlar kocaman bir evin önüne getirdiler onu , bu ev buradaydı da bunca sene neden göremediğine şaşırdı .
 Evin kocaman kapısı açıldı , içeride bir sürü insan ama bu insanlar müslüman değildi herhal , kadınlarının başı açıktı .
Kendi kendine " acep o şeylerden mi bunlar yoksa eskiden kalan Rumlardanmıydı bu insanlar ." İyi saklanmışlardı o halde , ama içinden bunlar cin olduğunu düşündü, birden o kızı gördü . Daha da bir güzelleşmiş , kocaman gözleri ile ona hayran hayran baktığını gördü . Şaşkınlık bir yana etrafına bakındı , eşyaları bile farklıydı , giysileri pırıl pırıl parlıyordu .
Sonunda onu bir odaya götürdüler , oda o kadar kalabalıktı ki , daracık açıklıktan bir masanın başına getirildi , masanın başında oturan , çok heybetli iki adam oturuyordu . Ona baktılar ve 
"Bizim kim olduğumuzu biliyor musun ?" diye sordu . Genç hafız başını hayır anlamında salladı . 
"sizi tanımıyorum ama demin gördüğüm kızı tanıdım , bir kaç ay önce yaralı bulmuştum , hastahaneye götürüken , dinlenme yerinde kayboldu ." diye söyledi .
"Ondan önce bir şey gördün mü ?" diye sordu oturan adamlardan daha irice olanı .
"Hatırladığım kadarı ile iki yılan gördüm , hızlı bir şekilde ormana kaçtılar , daha sonra da o yaralı kızı buldum ." dedi.
"Şimdi burada ne işim var diyeceksin , ben o yaralı kızın babasıyım , sayende kızım hayatta ama yanında ki arkadaşı kıskançlık yapıp onu yaraladı , kızımı öldürecekken , senin gelmen onu korkutunca , kaçtı kaçarken kızımı yaraladı kendide kaçarken dereye düştü tepeden , suda boguldu ." "Kızımı yaralı bıraksaydın , ölecekti , sen onu bıraktığında biz onu aldık ." Biz yılan kabilesiyiz , gündüz mecbur kalınca yılan oluyoruz , o zaman çok savunmasız oluyoruz ,  Kızımı boynundan ısırdı , zehirledi , sayende kızım sağ , dile bizden ne istersen . " Diye söyledi . Genç hafız , başını salladı , bir an önce gitmek istiyor . Kalbi küt küt atıyordu .
"Ben Allah rızası için yaptım , bir şey istemiyorum . Evime gitmek istiyorum ." dedi .Kızın babası , ayağa kalktı , onun yanına geldi , genç hafızın yanına geldi , hafız başını kaldırıp bakmak zorunda kaldı . 
" Bak delikanlı kızım seni çok sevdi , seninle evlenmek istiyor , istersen , evlendirelim seni ." dedi sonra " Ama kimse senin bu yaşadıklarını görmeyecek , anlatırsanda sana deli gözüyle bakacaklar ." dedi , Hafız şaşkın kıza baktı , o kadar güzeldiki , ama evliydi , "Ben evliyim "dedi .Kızın babası güldü , "evet biliyoruz , hatta bir oğlun da var , çok tatlı " dedi . Hafız şaşırdı karısı doğum ypmıştı , birden yerinde duramaz oldu . " Ben bu konuyu daha sonra konuşa bilirmiyim !" dedi . Onların ona zarar vermeyeceğini anlayınca rahatlamış oğlunu duyunca yerinde duramaz olmuştu .
Kız ona bakıyordu , öylesine güzeldi ki , kalbi hızlı atmaya başladı , aklına bir şey geldi . "Siz hangi dine mensupsunuz ? " dedi . Kızın babası " Bizim dinimiz yok , ama gördük ki sizin var , sen bir şey okuyup giderken kızım senin peşine takılmış , onu seven başka bir gencimiz , kıskanmış , kıskançlık gözleerini kör edip kızımı öldürmeye kalkmış . Kızım senden başkası ile de evlenmeyeceğini söyledi , bizim soyumuz kızımızla gider , eğer evlenirsen , benim yerime de sen geçeceksin ilerde. 
                             BÖLÜM_4_ 


Gördügü aslın da ne?

Gece ilerlerken elektrikler gelmediği gibi , yeni bir komşu daha da geldi , o da hikayenin geri kalan kısmını dinlemeye başladı , anlatan teyze , bazen duruyor , hatırladıkça , en ufak ayrıntısına kadar anlatmaya başladı. 
Genç adam yerde yatan genç kıza yaklaşırken , bir taraftan da , dua okuyordu , Ne kadar güzeldi Ya Rab'bi! dedi kendi kendine , buralarda böyle upuzun saçlı başı açık kadın veya kız yoktu , yabancı olsa gerek diye düşündü .
Kızın otlar içinde kıvranması , onun geldiğini fark etmesiyle durdu , kız korkuyla ona baktı .
"Nasıl geldin bu hale , kimsin , bu dağ başında ne arıyorsun dedi " genç adam .
Kız konuşamadı , açtı ağzını ama konuşamadı yine.. Genç adam kızın yarasına baktı , boğazında bir yara vardı , çebinden , karısının verdiği mendili , çıkarıp , kızın boğazına sardı . Ne yapacağını bilemedi , onuda şehre götürse jandarmaya teslim eder , otobüse yetişebilirmiydi , haftada bir otobüs kalkıyordu ve onu kaçırırsa bir hafta beklemek zorunda kalacaktı . Kız yerinden kalkamadı , kalkacak gibi de değildi . Onu sırtına aldı ve aşağı doğru  gitmeye başladılar , hava aydınlamaya başlarken , uzaktan bir minare göründü , genç adam patika yollarda giderken yorulmaya başlamıştı . Kızı bir ağacın altına bırakıp , dereden su alıp ona içirmek için belinde ki matarayı , aldı . Su doldururken sabah namazı geldi aklına  , hemen abdest aldı . Kızın yanına gidince kızı yerinde bulamadı . Kızın yerinde ona taktığı mendil ve yılan kabuğu vardı . Kız gitmiş mi idi , etrafa bakındı yoktu . Mendili alırken yılan kabuğunu da mendilin içine sakladı . 
Namaza durdu , sabah namazını eda edip yola koyuldu . Genç adam hızlı koşar adımlarla , otobüsüne yetişti . Hava aydınlanmış otobüse binip gurbete yola çıkmıştı , kış gelmeden para kazanıp , geri gelmesi gerekiyordu . Genç adam gurbette işçilik , marangozluk bazende imamlık yaptı  , epey bir süre sonra para kazanıp , evine geri dönmeye karar vermiş , aylarca gurbette çalışmış karısına arada gönderdiği mektuplarla haberleşmiş. Hediyeler almış , kışlık erzak birde yükü taşıması için at almıştı . Dağa çıkarken hava aydınlıktı ama yükü ve yokuşun yüzünden geceye kalmışlar . Akşam namazını kılıp tekrar ormanın içinden patika yolların , derelerin içinden geçerken , aklına o yaralı kız gelmiş . Kızın kaybolduğu yerden geçerken , çok acayip bir şey oldu... Birden bir kalabalık gurup , onu ve atını çepeçevre sarmışlar . Ne oluyor demeden onları başka bir yere götürmeye başladılar . Genç hafız şaşkın şaşkın , onlara baktı , buralardan değildi bu insanlar , giyinişleri , yüzleri çok değişikti .                   BÖLÜM __3__

                                  

6 Ekim 2015 Salı

Gecenin sesiz taniklari



   Yıllar önce K . Kıbrıs ' ın olmazsa olmazı , elektrik kesintilerinin olduğu bir geceydi , yağmur ve fırtınanın adaya hüküm sürdüğü ama komşuların bir araya geldiği yine bir barakati gecesiydi , bu geceler de komşular birbirlerine gider , kapıya geleni bilemez  , amma illaki komşulardan biriydi . 
 Çocuklar sobanın etrafında anne babalarının anlattığı eski hikayeleri anlatırken onları unutur , eski memleketlerinde duydukları yarı yaşadıkları hikayelerden birini anlatırken , çocuklarsa büyük ilgiyle onların anlatacağı o hikayeyi dört gözle beklerdi . 
Her zaman ki gibi hikaye , gece yola çıkan birinin hikayesiydi , gece yolcusu , araba ve yol olmadığı , için yürüyerek patika yollardan karanlık orman ve mezarlıklardan geçmek zorundaydı .
Ya bir hasta varmıştır yada büyük şehir ' e veyahutta iş için gurbete gidiyormuştur .
 Bu diyarın çocukları yetişirken , inançlı yetiştirilir , bir çoğu da hafız olurdu . Bu çocuklar da büyük çoğunluğu erkek çocuklardı .
Yine böyle bir gecede gurbete çalışmaya giden bir genç adam , yeni evlenmiş , mecburiyetten iş için eşini annesine bırakıp , yollara koyulmuş . Sabahın kör karanlığında kalkıp yıldızların bile kaybolmadığı bir vakitti , eşi ve ailesiyle vedalaşıp , ulu dağları inerek aşağı köylerin birinde sabah namazını kılabileceği ve dinlenebileceği yere giderken , bu arada hikaye Karadeniz de Trabzon Çaykarada geçiyor , size fikir vermesi açısından belirtmek istedim .

 O karanlıkta ormanları ve patika yolları ve arada ki vahşi hayvanların sesini eklememe gerek var mı? bilmem . Birde her an karşınıza bir süprizin çıkması da an meselesi idi . O zamanlar da ki hala ıssız , hırlı hırsız , katil yada eşkiya çıkması an meselesi . Yola çıkan genç adam , hafız , korkusunu yenmek için etrafına bile bakmadan ezbere bildiği yolu giderken HATİME bile başlamış , dağın , ormanın ve yer yer mezarlıkların kenarından dağın aşağısına doğru inmeye başladı . İnerken bir şeyide fark etmişti , izleniyordu . Elindeki el feneri ile hızlı hızlı yol alıyordu , annesi her zaman asla hayvan dahi olsa onlarla konuşmamasını izbe yerlerin tekin olmadığını öğretmiş , aklını yitiren hikayeleeri ile büyümüş olan genç adam , Kuran-ı ezbere devam ediyordu . Farkında olmadan sesli okuyormuş , hafız genç , bir süre sonra kendini hatime kaptırıp , kafasında ki her şeyi unutmuştu , yer yer yıldızların sönmeye başladığı sabah vakti girmiş ezan , seslerini duymaya başlamıştı , vadiden geçtiği için de aşağı köylerin tüm ezan sesleri vadiye dolmuş , sıra ile yankı yapar gibi tekrar tekrar ediyordu . Sanki birilerini görmüş gibi yüreği ferahlayıp , hatime devam ederken , yol kenarındaki iki yılan beliriverdi . Oldu olası yılanları sevmez , onlardan korkar ama yinede yoldan geçmesi gerekiyordu . Bu ara da hatim ' e devam ederken yılanların etrafından geçiyordu ki yılanlar birden kenara çekilmiş , ağaçların arasına girmişti . Yüreği rahatlamış aşağı doğru ilerlerken , insan sesi bir inilti duydu . " imdat , bana yardım edin " diyordu bu ara da belirtmeliyim , bu bölgelerde türkçe nin yanında romeyika dili ilede konuşuluyordu . 
Ses o kadar acı idi ki koşarak sese yöneldi , yerde uzanmış bir genç kız vardı , o kadar güzel , bir kızı hayatında görmemiş ti , genç kız kanlar için de yerde kıvranıyordu , büyülenmiş gibi kızın yanına giderken , anne sözü aklına geldi ve felak ve nas süresini okumaya başladı . Kıza yardım edecekti ne olursa olsun , kız hakikaten ağlıyor , kan kaybettiği belliydi , yanı başı kan içindeydi . gen adam
"Neyin var , bacım " dedi ,yere eğildi "bu vakitte ne yapıyorsun bu ormanda . Kıza eğilip yaralı yeri neresi diye baktı , gördü ki , genç kızın bogaz kısmı kan revan içindeeydi .
Tam bu sırada kapı çalmış hikayeyi anlatan komşu susmuş , bakışlar kapıya yönelmişti . Komşu kapıyı açınca karşı komşusu kapıda belirmiş bir  elinde fener  diğer elinde bir tencere ile o da sohbete dahil olmuş , çocuklar gelene kızmış hikayenin ortasında meraktan sabırsızlanmışlardı .
BÖLÜM _2_